gezgin.com yeni kayıt | giriş 
notlar
aktiviteler
fotoğraflar
gezi yazıları
forum


not ekle
fotoğraf ekle
aktivite ekle
yazı ekle
foruma yaz



kelebek koyu

kelebek koyu - (27.5.2006)

Tabii sadece bu da değil. Kollarında pahallı saatleri, ayaklarında acaip ayakkabıları, north s. tulumlar ve çadırlar,
ocaklar, biz yurt dışında çok konakladık havlamaları, yoga ayakları, lüks dijital kameraları...derken kusasım geldi yahu. Kelebeklere mi geldik sanayi odasına mı, teknoloji fuarına mı. Zaten gıcığım şu vadiye koy diyenlere bir
( Tabi ben de öyle dedim ama zaten gelenler bırakın tepelere tırmanmayı vadiye bile zor adım atıyorlar) ki ikincisi daha fena. şimdi de yılların eski kainatına sahiplenen çevreciler çıktı. Filtresiz sigara içiyorsun...hooop! "Çöpünü al!" yaygarası. Bir de bu insanlar türedi. Geceleri kafalarına üstlerinde fenerler olan şapkalar takıyorlar sonra haydaaa!
Buna ses çıkartmayan oranın sakinleri de var " Zenginler geliyor abi artık! Eskiden hep üniversiteli ortasınıftı buraya ayak basanlar şimdi öyle mi hepimiz paranın a...ına koyuyoruz" Tabi bu sözcükleri Fethiye garajındaki dolmuş durağında işitebiliyorsun, yoksa her dolmuş şöförü dört beş dilde para saymayı, teşekkür etmeyi, iyi yolculuklar demeyi öğrenmiş. Lakin sorun şu ki bu bölgede bunu yaşayanlar dağlı diyebileceğimiz aslında oranın eski köylüleri. Zamanında kumsal da ne ekersin ki diye! Satmışlar topraklarını. şimdi sövüyorlar ayrı mesele.
Parabol ( Matematikçe) ekside aslında.
Akdenizi hepten kaybetmiş gibiyiz. Ege Akdeniz dönemecini ise az kaldı kurtarıyorduk...diyorduk ki şu son gidişimde benim tekneye dahi saldırdılar. ( Oralarda demirlemek zordur üstelik. İki saatliğine şöyle bir durarak karaya çıktık) " Babamın bir teknesi var 28 metre....annem cicisine seninkinden daha uzun bir şey aldı" vs.
Diyen dişiler mi, erkekler mi gay ler mi istersin. Topu bir arada aynı ağızdan konuşuyorlar. Sanki yeni dünyayı keşfeden Arawak erkeklerini ve kadınlarını yok eden Santa Maria gemisinden inmiş insanlar gibiler. Benim tekne de yerli kayığı. Tamam ufak lakin uzun yol yapmışım birader hem sana ne! Kolumda North Shields markası mı olmalı...
Üstelik oraya ayak bastıktan sonra hemen farkına vardım...ben kayalardaki delikleri dahi bilirim, bırakın ovukları:
şimdikiler ellerindeki suyu dahi paylaşmaya çekinen İspanyol conqueroları gibiler. Neyse...anladım ki faşistler orayı ele geçirmişler...faşist dediysem, çıkarcılar bunlar.

Kelebekler ise uçmayı bırakmış gözüküyorlar. Gece dağdan indim vadiye. Sabah da ipleri iplemeden alıştığımız rotadan tırmandık. Bize bizimkilerden başka eşlik edetırmanan gölge yoktu.
Sonra Ölü müdür ingiliz midir bilinmez densiz denize yürüdük. ( Böyle adlandırıyorum Ölüdeniz'i çünkü acaip zırva diceyler vesaire kalıntıları var orada. Üstelik eblek eblek İnciluz yaygara disko müziği çalıyorlar Dünyanın en güzel yerlerinden birinde ve Türk ayı laz kürt abilerimizde oralarda paralanıyorlar tek kelimeyle) Yürütüyorlar
hem mangizi hem bizi. Neyse korktuk sonuçta bu embesil kalabalıktan. Zaten şu yoga mavrasını da anlayabilmiş değiliz henüz. Hafiften voltaladık. Kolumuz altında Yitik Zaman Peşinde kitabı
tekneye atladık ver elini Karaburun. Orası bizi paklar dedik. Açtık rakıyı, eski kelebekler vadisini konuştuk. Henüz baş harfleri küçüktü diye, " Korkarlardı inmeye, oysa iki yolu vardır. Bilen bilir. Teki katır, teki insan yolu." Dedi bir arkadaş. " Yıl kaçtı?" sordum " 1972" yanıtladı üşenmeden " O vakitler yol da yoktu ki ortalıkta. Yürürdük ağaçların arasından. Keçi de yoktu pek. Sonra geldi hepsi. Geyik boldu. Domuz da. Bir kaç tane vurmuştuk. Sonra silah taşıyoruz diye jandarma bizi avladı hesapta biz domuz avlarken. Attılar kodese. Yağmur yağıyordu biz içerideyken. Sıcaktı. Nezarethanenin penceresi yüksekteydi. Camı da kırık. Sırayla biribirimizin sırtlarına çıktık yüzlerimizi yıkadık su içtik. Anadolu'ydu işte yaaa!" kestirerek bitirdi konuşmasını rakısına devam etti, domuz balığını yedi. Karaburun'dayız ya TİP çok.
Kelebeklere ne oldu soramadım. Sorsam " Dünya'nın dört yanından kelebekçiler geldi çaktırmadan avladılar çoğunu. Kuruttular. Koleksiyonculara sattılar." derdi. Ben ise inatla sorarsam:
- Onu sormadım, kelebek gibi kanatlı insanlar vardı orada onlara ne oldu?
- Ne olsun! Herhalde sırtlarını sivrisinekler sokuyor şimdi bataklığın tekine okaliptüs ağaçları ekerek orayı cennete çevirmeye çabalarken onları....
Yanıtlardı.
Velhasıl Kelebekler Vadi olmaktan çıktı. Kelebek kadar narin kızların yogalandığı, krem sürdüğü, erkeklerinin kız gibi korktuğu, ateş yakamadığımız narin bir koy oldu şu aralar. Çalışanlarsa maşallah müşteri topluyorlar sağdan soldan...