Ankara'nın adını gökçekara diye değiştirmeye karar verdik bir grup arkadaş. Sayın belediye başkanı, muzip sırıtmasıyla varlığını ilelebet bizden esirgemeyecek anlaşılan. Tabi saçmalıklar dizisine devam ediyor.
Mesela Ankaray yahut metro istasyonlarında eğer tekerlekli sandalyenizi unutursanız! 1500 bilet tutarında ceza ödemek zorunda kalıyorsunuz. ..hayır bisiklet filan olsa anlarım ama bu bildiğimiz engelliler için kullanılan tekerlekleri
iki tane olup, el yordamıyla tek kişi veya birisi itince kullanılması olası bir nesne. Nasıl olup da unutulur akıl alır şey değil. Hadi adam birden yürümeye başladı. Mucize işte!Orada şeyh şamil camiisi var ( metronun içinde bir pazar yeri kurdurmuş amcam) da orada esnaf namaza duruyor, kalkıyor. şimdi ramazan ramazan söylenecek şey değil ama bu uyduruk belediyenin marifeti bununla bitmiyor elbet: Ankaray denilen trenin içindeki camlarda şöyle bir üçgen-saydam yazı var " Bu aracın ciddi bi fren sistemi vardır. Dikkatli olun, aniden durursak bi tarafınızı kırarsanız şerefsizim biz mesul olmayız bundan. Sıkı tutunun vatandaşlar" mealinde tabi bu uyarı mahiyetindeki garip laf.
şimdi biraz da orada çalışan garibanlardan bahsedelim. Kız yirmibir yaşında. Bilet satıyor. İçinde bulunduğu kutunun içinde havalandırma yok. Kapısı kilitli. Es kaza içeride bir şey olsa kızcağız mevcudiyetinden olacak. Maaşı mı? Sormayın. Zaten çalışma saati tükenene dek içeride tutsak. Çöp kutusu boşuna aramayın bulamazsınız, tabii çöpünüzü nereye atacaksınız. Yere atarsanız her tarafa yayılmış ciddi kameralar ve ardlarındaki paranoyak gözler sizi enseler ve hoop mangiz cezası. Etrafta ben yarattım vre buraları edasıyla gezinen ciddi psikopatlar var ayrıca üniformaları da pek şahane.
Duvarlarda plazma dedikleri şu çirkin görüntü hilkatlarından var. İki metrede bir tane duruyor. Belediyenin ne kadar şaheserler yarattığını duyuruyor bu makineler. Bir de islam şartlarına uyaklı kelimeler üreten firma reklamlarını: " Huzur İnşaat, Samanyolu Koleji, Tövbe billah kıraathanesi, Medine Dönercisi vs."
Gökçekara şehrindeki delirium tremens acıklı halde sürmeye devam ediyor. Yollar geçici süre kapatılıyor, ama bundan halkın haberi olmadığından duraklarda sabahın köründe birisi onları uyaraba dek saf saf otobüs bekliyorlar.
Hadi tüm bunları geçelim: Adam Milli kütüphanenin orada bir gençlik merkezi yaptırıyor, milyonlorca lira harcıyor ama gel (kör) ki tam ortasına diktiği kocaman saat çalışmıyor.
Kenan Kainat'a hediye edilen ördek ve kuğuların olduğu park civarı ise başka alem. Bir takım deliler parkı kurtaracağız hesabı platform kurmuşlar, halkı oraya toplamak için elvis presley gibi giyinerek terennüm eden bir adam çağırmışlar ( Adamın hakkını yememeli, gerçekten de oradan da oradakilerin memur dikliklerindeki sığ
gülümsemeleri ve hareketsizliklerinden bunalarak bi ara ' anasını satim ya' bile dedi) ki aslında park zaten çoktan eskiden şöminenin karşısında konyak içip piyano dinlediğimiz mekanla beraber elden gitmişti bile.
Gökçekara kentine uzun zaman ayak atacağımı sanmıyorum. Gerçi Bala, Beynam civarları güzel yerler.
Zaten bir cenaze için oradaydım. Düşünce özgürlüğünü öldürmüşlerdi. Rafa kaldırmaya gittik.
ASlında Ankara güzel bir şehir. Haç şeklinde tasavvur edilmiş baştaki şehir planında, sonra şu yeni tezgahlara düşen, hilal haç ve yahudi yıldızı karışımı bir şeye dönüşmüş.
Giderseniz Eymir gölüne gidin. Orası iyidir. Başka da bir halt yok zaten. Bu şehirde herkes ya kafa çekiyor ya kafa çekenlerden rahatsız olup polise telefonediyor. Polis ayıksa sorun olmuyor. Sarhoşsa kavga çıkıyor.
Bu arada baştaki grup olarak biz 301 maddesini 31. caddedeki saunada kutlayan çeteye gidip bir soralım dedik.
Malum 31 rakamı ebcette 'el' anlamına gelir. Ele sorduk. Çavuşa sorun dediler. Her hamamın, pardon saunonun sumo güreşçisi gibi bir çavuşu olur, tabii bir de külhanbeyi. Külhanbeyi, hamam taşının kızışması için kömürleri tutuşturur. Biz kömürüz ya, karbomuz. İşi bizi tutuşturmak. Neyse Çavuşa sorduk: " Yahu bu 301. maddiyatçı madde hakkındaki gayri ahlaklı düşünceniz nedir?" tabii hemen bizi tellaklara teslim etti. Bir güzel fırçalandık. Çünkü
çavuşun yanıtı " Hamama giren terler arkadaş. Burada düşünce kelimesi yassaktır" olmuştu. Tellak anamızı ağlattıktan sonra şehrin keçilerinin yani ankara keçilerinin önemli olduğunu ve nasıl tosladıklarını anlamak için keçiçrene gittik. Orada Savaş Ay ile bir alakası olmayan bir A takımı vardı. Teker teker tanıştık. Gerçi biz iki kişiydik ama onlar herhalde, ben sağ gözüm morardığı için her birini çift gördüğümden olacak yirmi civarındaydılar.
Fena tosladılar bize. Eh bizim boynuzlarımız kırıla kırıla helak olmuş zaten. Ne yapalim bari bir hastaneye gidelim dedik, demez olaydık. Hastane meğer sadece üstünde hastahane tabelası bulunan bir yermiş ve açılış varmış.
Yahu Keçiörende dayak yemişiz zor kendimizi atmışız Emek dedikleri biraz sosyalistten anlar diye umduğumuz semte, hoop oradaki CHP belediyesine ait hastaneye belediye başkanı gelecekmiş, bir açılış yapacaklarmış, kapalıymışlar. Biz de eczaneye gittik. Eczaci deva oldu. Sonra yakındaki bir meyhaneye gittik bu kez meyhaneci
ilk defa Gökçekara şehrinin aslında ne kadar muntazam bir yer olduğunu gösterdi eliyle. " Hadi len başka kapıya"
sol parmaklarını da sallıyordu ve biz ceketinin kolunun altının söküldüğüne resmen şahit olduk.
Çıkar yolumuz kalmadığından kendimizi yakındki bir bara atalım dedik. Yerfıstığı mıdır nedir adı...yerde fıstıklar var, arkada çakkıdı çakkıdı müzik...zaten yeni gelmişiz Ardanuç'tan oradaki:
" YELPAZE
Evlarının ögi nane maydanoz
siz bizim haneya haneya
gelmaz oldunuz
komşi kızını vermaz oldunuz
Elin da yelpaze yelpazeleniyer
Evlarinin ögi hamam kapisi
Hamamdan geliyer yarin kohisi
kendi küçük cilve kohisi
Elin da yelpaze yelpazelaniyer
Güzelin koynunda can tazelanur
İngiliz krali oturmuş tahta
Elinda bastoni bastoni başında şapka
benim yarim gedali oldu beş hafta
elinde yelpaze yelpazeleniyer
güzelin koynunda can tazelaniyer
" türküleri, Gelibolu iskele/ Ben istemem tezkere/Bendan size vasiyet/Kızlar gitsin askere; manileriyle buada çakkıdı çukkudu, önümüzden arabalar vınlıyor, her önümden geçenle ben bir defa dünaya turu yaparım o kadar para ediyor bu meretler bir de üstelik, adamlar sağ kollarındaki altın saatleri de çıkartmışlar ki tepelere şenlik. Arkadaşla bakıştık, garsona döndük " Bira ne kadar yahu burada?" dedik. Hemen kalktık. Bir bakkal bulduk iki bira aldık, Anıtkabire doğru yürüdük. Polisler rahat bıraktılar bizi. Vardık kızılaya.
Bir otel ayarladık. Uyuduk. Uyandık. Sabah anara nasıl bir yer? Berbat bir yer olduğuna karar verdik ve tekrar uyduk. Öğlen uçağına binip başka bir mecraya gittik. Bu defteri de kapattık.